19 mu dersin, 20'den gün aliyorum mu dersin.
Journal Entry:
Thu Sep 10, 2009, 3:09 PM
Babamın kitapçı bir arkadaşı vardı, sürekli gider, benim için kitaplar alırdık oradan. Beraber seçerdik, çocukluğumun en güzel günleri babamla kitapçıya gittiğimiz zamanlardı.
"Yaramaz Kızlar 1. Sınıfta" adlı kitabı edindiğim zaman daha okula başlamamıştım ve bu durumun verdiği hissiyatla, kendisini okullu olunca okuyacağıma dair raflardan birine kaldırmıştım.
5. Sınıftayken, "Yaramaz Kızlar 7. sınıfta" ve "Yaramaz Kızlar 8. sınıfta" kitaplarına sahip oldum ancak "daha 5. sınıftayım, o kitapları okumama çok var" düşüncesine kapılarak, okunmamış kitaplar listesine yenilerini eklemiş bulundum. Bu sırada o kitapçıdan aldığımız diğer tüm kitapları ikişer üçer kere okudum. Küçük Prens'ten Bay ve Bayan Kıl'a, Tontilon'dan Kipper'a kadar. Ama o "Yaramaz Kızlar"a hiçbir zaman dokunmadım, bir ukteydi belki içimde.
Derken biraz daha büyüdüm, 7. sınıfa geldim, "Yaramaz Kızlar 7. sınıfta" kitabını okumaya tenezzül etmeyecek kadar "büyük" hissettim kendimi 1.40 boyum ve 35 kilogram ağırlığıma rağmen. Bu sefer gidip "Yaramaz Kızlar 18: Evet de Molly!" isimli şaheseri satın aldım. Tabii ki okumadım. "Zamanı gelince artık" diyerek "okunmamış kitaplar rafı"ma koydum onu da, diğer Yaramaz Kızlar kitapları gibi.
Yaş 19 oldu, hala evlenmedim, evlenene kadar kendimi "büyümüş" hissedeceğim için o kitabı da asla okumayacağım, 1.60 boyum ve 45 kilogram ağırlığıma rağmen.
Hani bu şeye benziyor. Tabii bunu ergenliğe yeni giren kızlar için söyleyebiliyorum sadece. Hani Seventeen diye bir dergi var da o dergiyi 17 yaşından küçükken okuyunca yatağınızın altından canavar çıkacakmışçasına tedirgin oluyorsunuz, Cosmo Girl almaya utanıyor ve daha samimi, pembe dergilerle idare etmeye çalışıyorsunuz ya. 17 yaşına geldiğinizde ise o dergileri "bu ne len" deyip fırlatip atıyor, yerine felsefeye giriş kitaplarına sarıyorsunuz falan.
Tam anlamıyla öyle bir şey bu. Hissiyat aynı yani. YAPMADIĞIMIZ ŞEY DEĞİL.
Ehm. Şimdi, Yaramaz Kızlar 85: Alzaymır'ı büyük bir heyecanla bekliyorum. Bir süre kitaplığımda sararmasını izleyeceğim, 86 yaşına geldiğimde ise kitaplığımın varlığını unutacak ve hayatımda bir kez bile Yaramaz Kızlar okumamış bir biçimde hayata gözlerimi yumacağım.
Evet yüzde yüz eminim yani 86 yaşında öleceğimden.
En kısa zamanda tüm kitaplarımı toplayip çocuk esirgeme kurumuna götüreceğim. Siz de sizin için manevi değeri olmayan çocukluk kitaplarınızı bulun, çürümeye yüz tutmasına izin vermek yerine birkaç bıdığa bağışlayın. Ne kadar sevinirler kim bilir.
Bir de Yaramaz Kızlar diye kitap ismi mi olur lan.
- Mood:
Happy Tears - Listening to: Lyra Vals
- Watching: Moon watch.
- Playing: Melodika.